|
Nerede miyim?
sokaklara yağıyor bugün deniz
gökyüzüne yakamozlar düşüyor
eski bir an şimdi tende yüzen ateş
zaman kırıntılarından bir mozaik sanki
hatırlayanlar orada kaldı
ben balıkların sustuğu yerdeyim...

Yitik kavim
artık dönemeyiz o şehre ve o zamana
beynimizin kıvrımlarına sinmiş
iki yitikler efsanesine
mektuplar kısaldı zaten
ve soyumuz tükensin diye
kendi mezarını kazdı unuttuğumuz kelimeler
rüya ve kabus
hain bir ittifak şimdi
çoktandır sürgünüz yurtsuzluğumuzdan
kendi düşümüzde ölmenin bile
adı ütopya
sevdiklerinizin yanında ölün!
böyle buyurdu tellal
ve ne büyük bir lütuftu bu
büyük bayramın arifesiydi sanki
yüzlerimizi bir pazar yerinde değiştirdik
ruhlarımızı tefecilere sattık
aynaları kırdık
ve kirlenmemiş bir duvar aradık yaslanacak
her gece birer birer silindi adımız kayıtlardan
şüphemiz bile alındı elimizden
kirli bir eziyetmiş oysa
sevdiklerimizi hiçbir zaman göremedik
aramayın!
tarih yazmaz bizi
Hikaye
bu aşk yağmalanır her
gece
düşmüş bir kale gibi
dolunayda ve zemheride
ıssız bir gölge gibi ardımızda / bilirim
ve aramızda keskin bir göz gibi
dudak büküşü çığ olur
çığlık olur
oysa nasıl da küçük adımları
işte o vakitler
tam da o vakitler işte
kalbimizin gel giti andırır sızısı
bir varmış bir yokmuş
hepsi bu

Yok-ol
teslim oluyor kırmızı
gülün öldüğü sabahta
can veren bedenin çaresiz titreyişi
ya da kıpırdanışı ağlamak üzere bir dudağın
koca bir duvar gibi yıkılıyor üstüne yaşamak
bir ölümü gizlemek istercesine
yaşatmak için ölünüyor kimi zaman
ve susmak
kendi sesinde intihar mı?
bir
çocuğun sesi duyuluyor uzaklardan
düşüyor!
düşüyor!
bir
ses var havada artık
sahibi bilinmiyor…
Düş
kristal geceler düşüyor masama
hepsi avucumda kırıyor boynunu
gelgit oluyorum kan denizinde
alev görkeminde adalarda kalıyor sesim -kimseler almasın-
göğsünde bir sabah düşlüyorum
sen
deniz kuşlarına şarkılar vermiştin
aynı kıyılara vuruyorum o günden beri
keskin bir kurgu gibisin, kaçamıyor itirafım
o balina bendim diyorum küçük teknelere
sahile vuran o cansız beden
gözkapaklarına giren kendi gözlerinin
geçti gitti bunlar
kötü bir rüyaydı demek geliyor içimden
olmuyor
göğsünde bir sabah düşlüyorum
Sana
rağmen
nasıl başlamıştı ve sürüyordu
hatırlamıyorum
ama bitişler sessiz ve kimliksizce
trenlere asılı gittiler
kimselerin haberi yoktu
ve uyandırılmak istemiyordu kentler
kovulmak değildi
uzun bir öykü müydü yalnız yazılan
yaşanıp atılmış bir şiir müsveddesi mi
ne olursa olsun
zambaklara gelen bahar gibiydi
unut
diyordun sen
dinlemedim
bölüşülmeye hazırladım kendimi
savrulmaya
biliyorum soluğu gri havalarla gelecek kış
ve sen bir damla asitle arınırken izlerimden
yüzüm elbise dolabının kuytusunda kalacak
kendine kovulmuştur o
yaşama verilmiş sözü yok
şimdi, mektuplarımı yak gülerek
bir aşkı ve ellerimi hapsettiğin çekmecede
şiirlerim saçı okşanası çocuklar değil artık
huzurunla sil günahlarımızı
bizi bir geçmişte yok et
ben
sevdim diyorum
yıldızlar arasında adımlarım
akıntıya çekilmiş kürekler kadar yol alırken
gürül gürül bir nehre bırakılmış mutluluk gibi
sevdim
oysa
şimdi tek ayaklı bir korsanın ellerinde yaralı sevdam
ve iki yarım bir bütün edemiyor hala
ama ne önemi var
seni sana rağmen seviyorum
|